Türkiye'nin dünya fındık üretiminde lider konumda olmasına rağmen fiyat belirleme gücüne sahip olamamasını eleştiren Karal, yaşanan tabloyu "piyasayı düzenlemesi gereken kamunun seyirci kalmasının sonucu" olarak değerlendirdi.
Karal, fiyat düşüşünün Karadeniz'de binlerce üreticiyi doğrudan etkilediğini ve ekonomik açıdan zor durumda bıraktığını belirtti. Üreticilerin ürününü elinde tuttuğunu, ancak fiyatların kısa sürede dibe vurmasının, artan girdi maliyetleriyle birlikte üreticiyi kaygıya sürüklediğini ifade etti.
"Bu tablo serbest piyasa diye geçiştirilemez"
Fındık piyasasındaki dalgalanmaların doğal piyasa koşullarıyla açıklanamayacağını söyleyen Karal, "Fiyatlar belirli dönemlerde baskılanmakta, üretici çaresiz bırakılmaktadır. Bunun bedelini alın teriyle üretim yapan çiftçi ödemektedir" dedi. Sosyal medyada ve üretici gruplarında yükselen tepkilere de dikkat çeken Karal, mevcut fiyatları emeğe yapılmış haksızlık olarak nitelendirdi.
Karal, devletin piyasayı düzenlemedeki etkisizliğine de vurgu yaparak, "Türkiye'nin tarımda geldiği nokta budur: Üreten kaybediyor, spekülatör kazanıyor. Toprak Mahsulleri Ofisi'nin piyasada etkin ve yönlendirici bir alım politikası yürütmemesi, fiyat düşüşlerini hızlandırıyor. Kamu otoritesinin güçlü ve sürdürülebilir bir taban fiyat politikasıyla üreticinin arkasında durması şarttır" diye konuştu.
"Fındık stratejik üründür, kaderine terk edilemez"
Fındığın Karadeniz için sadece bir tarım ürünü değil, aynı zamanda sosyal denge ve geçim kaynağı olduğunu belirten Karal, Türkiye için stratejik öneme sahip fındığın fiyatının birkaç alıcının insafına bırakılamayacağını vurguladı. Karal, DEVA Partisi olarak üreticiyi güçlendiren, emeği koruyan ve piyasayı şeffaf biçimde düzenleyen bir tarım politikası anlayışını savunduklarını söyledi.