Trabzon Veteriner Hekimler Odası Başkanı Erol Sayın, veteriner hekimlerin sürgün edildiği Trabzon Tarım ve Orman İl Müdürlüğünde yaşanan mobbing iddialarına yönelik açıklamalarda bulundu.
Oda Başkanı Sayın, veteriner meslektaşlarına İl Müdürlüğü tarafından yapılan mobbing iddialarını gündeme getirirken İl Müdürü İsa Kaplan tarafından birçok veteriner hekimin sürgün edildiğini anlattı.
İl Müdür Yardımcısı Yaşar Seyis'in yaşadıklarına yönelik değerlendirmede bulunan Sayın, benzer şekilde birçok olayın yaşandığını ileri sürdü.
Tarım ve Orman İl Müdürlüğünde yaşanan olayların İsa Kaplan döneminde başladığını dile getiren Sayın, "Tarım İl Müdürlüğünde yaşananları biliyorum. Benim oradan ayrılma sebeplerimden biri mobbingdi.
Artık emekli olmam gerektiğini düşünüp ayrıldım. Orada çalışanlar bizim yıllardır çalıştığımız arkadaşlarımız. Hepsine ne yapıldığını biliyorum. Hatta biriyle alakalı ben Aziz Yıldırım döneminde Valiliğe de bu konu ile ilgili dilekçe yazdım. Ama Valilik bize bu konuyla alakalı bir araştırma yapmadan Tarım İl Müdürlüğünün yaptığı savunmadan üs yazı yazdı.
Biz de devletle kavga edilmesini değil mobbingin son bulması gerektiğini yazdık. Tarım İl Müdürlüğünde yaşanan sorunlar, İsa Kaplan zamanında başladı. Önceki Müdür Cahit Bey döneminde böyle bir olay yaşanmadı.
Yeni yönetim geldiğinde herkesi dağıttı. Maçka'da bir veteriner hekimi proje yönetimi adı altında merkeze aldı. Ama ondan sonra bundan iki ay önce merkezdeki iki veteriner hekimi uydurma gerekçeyle Maçka'ya gönderdi.
Şimdi onlara diyorlar ki mahkemeye verin, haklıysanız dönersiniz. Yönetim anlayışını görüyor musunuz? Bu arkadaşlar mahkeme iki yıl da sürse mağdur edildi mi edildi" dedi.
Özel kliniklere yönelik ciddi derecede baskılar olduğunu söyleyen Sayın "Şuanda Maçka'ya giden iki arkadaşımızla görüşüyorum. Benim aile dostlarım. Onlara diyormuş ki, "Erol Sayın'la görüşmeyeceksiniz." Bu insanlar benim aile dostum. İş başka, bir kişinin özel hayatı başka. İnsanlar özel hayatlarını sizin dediklerinize göre yönlendiremez. Bu insanlar veteriner hekim. Baskıya bakar mısınız? Başka bir olay anlatayım. Benim Oda Başkan Yardımcımın kliniği var. Erzurum'da onunla toplantıya gittik.
Kliniğinde denetime gittiler. Bir şey bulamadılar. Uydurma bir bahaneyle 100 bin liranın üzerinde ceza yazdılar. En düzgün kliniklerden biridir o klinik. Oda seçimlerinde bize oy verdiğini düşündüğü herkesin kliniğine kılıfını hazırlayarak bahane bulup ceza yazıyorlar. Cezanın altını doldurmak kolaydır. O yüzden bu yollara girdiler. Kendilerine yakın olan, onların listesini destekleyen kliniklere ceza yok. Ben Tarım ve Orman Müdürlüğünde Şube Müdürlüğü yaptım. Onlara yakın klinikleri de biliyorum.
Şayet adalet dağıtmaksa diğer arkadaşlara yazılan cezalar o kliniklere de yazılmalıydı!.. Bir siyasi desteği var. Parti destekliyormuş. Bunu AK Parti düşmanlığı yapıyorum diye anlamasınlar. Onlar olayı buna çekiyor. "Erol Sayın ve ekibi AK Parti düşmanı" diyorlar. Alakası bile yok. Biz devlet memurluğu yaptık. Ben neden düşman olayım. Emekli oldum.
O zaman gider başka siyasi partide siyaset yapardım. Benim bir partiye üyeliğim yok. Ben STK Başkanıyım. Ben meslektaşlarıma hizmet olsun diye başkanlık yapıyorum. İsa Müdür geldiği hafta o dönemki yönetim kurulundan iki kişiye "Yönetimden istifa edeceksiniz" baskısı yaptı. Bir tanesi etmedi. Diğeri baskıya dayanamayarak ailevi nedenleri gerekçe göstererek istifa etti.
Bizim odamız 1954 yılında kuruldu. 1954 yılından beri böyle bir hadise şekillenmedi. Onu el altından tehdit ettiler. Amaç yönetimi zayıflatıp yeniden seçime götürmekti. Sendika (Toç Bir Sen) tüm sivil toplum örgütlerinde seçimlere müdahale etmeye başladı ve sendika güdümlü odalar istendi.
Ben de odanın ne bir siyasi parti ne de sendika güdümünde olmaması gerektiğini savundum. Benim yönetim kurulumda tüm partilerden isimler var. Bir karma yapıyoruz. Siyasi fikre bakmıyoruz. Amaç mesleğe hizmet etmektir" ifadelerini kullandı.
Valiliğe birkaç kez yazı yazdığını söyleyen Oda Başkanı Sayın "Ben Valiliğe dilekçe yazdım. Devlet memuru olan 3 kişi sendikaya ait arabayla Gümüşhane ve Bayburt'a gitti. (O zaman Gümüşhane ve Bayburt bize bağlıydı.) "Bu saatlerde farklı illere gittiklerinde izinler var mıdır?" diye sordum.
Sendika arabasının seçimlere müdahil olması doğru mudur diye sordum. Bana mesai saati dışında personel her yere gidebilir denildi. Ama biz bunu mesai saati içinde diye sorduk.
O dönem bizi Valilik ciddiye almadı. İtirazınız varsa Samsun İdari Mahkemesine başvurabilirsiniz yazıldı. Gitmedim mahkemeye. Bazen zorluyorsunuz ama olmuyor.
Artık savaşacak durumumuz kalmadı. Bana artık memur olmadığım için baskı yapılamıyor. Bana mobbing yapılamayınca bu sefer arkadaşlarımıza yapılıyor" dedi.
Dünya Veterinerler Gününün ardından yaşananlara yönelik konuşan Sayın, Biz Dünya Veteriner Hekimler Gala yemeği yaptık bir otelde. Arkadaşlarımız geldi. 200 kişi katılım sağladı.
Ertesi gün dairedeki arkadaşlar daireye gidiyorlar. Orada Şube Müdürü arkadaşlarımızı çağırıyor ve diyor ki, "Öyle boy boy fotoğraf çekilmeye benzemiyor. Şimdi sizi Çaykara'ya görevlendiriyorum" dedi.
8 kişiyi hızlı bir Valilik oluruyla 8 kişiyi Çaykara'ya aşıya gönderiyorlar. Biri bayandı. Küçük çocukları vardı ve eşi il dışındaydı. "Benim çocuklarım küçük mağdur olacağım. Çocukları okuldan alan yok. Ben gitmeyeyim" diyor.
7 arkadaşı da "Gelmesin biz onun yapacağı işi yaparız" diyor. Ama dinlemiyor. Ama dinlemiyor. Çaykara'ya 8 kişi görevlendirme gibi saçmalık olamaz. Bu bir sürgün ve mobbingdir. Bu arkadaşa verilen görevlendirme nasıl peki? "Hem orada aşı yapacaklar. Hem de İl Müdürlüğünde iş aksamayacak. Akşam saat 7'den sonra gelip işi orada kontrol edeceksiniz. İş aksarsa orada sorumlu kişi siz olacaksınız" deniyor.
Bu büyük bir mobbing. Sırf Odanın yemeğine geldiler diye yapıldı bu. Bu benim yemeğim değil. Bu veterinerlerin gününün yemeği. Sonra da adı bunun adı, "Veteriner hekim ilde oturmasın diye araziye yolladım onları" oldu!.. Madem öyle o zaman ilçede olan arkadaşı neden merkeze aldın? Maçka'da işler aksıyor diye ilden iki arkadaşımızı şimdi Maçka'ya tayin yolluyorsunuz" dedi.
Yaşar Seyis olayına yönelik konuşan Sayın, yaşananların hiç hoş olmadığını ve ortada ciddi bir mağduriyetin olduğunu dile getirerek "Yaşar Seyis olayını biliyorum. Kendisi benim dönemimde müdür yardımcısıydı.
Çok değerli bir insandır. Kurumuna ve bu şehre çok büyük emekleri vardır. Şuanda bitkisel Üretim Şube Müdürlüğüne bakan kişi İdari Mali İşler Şube Müdürlüğüne de bakıyor.
Halbuki Trabzon'un sorunu olan kokarca varken ve bununla uğraşılması gerekirken oranın müdürü asli görevinden alınmış mali işler müdürü olarak görevlendirilmiş. Yaşar Seyis baktığınız zaman İl Müdür Yardımcılığı yapmış ve mali işler ona bağlıydı. Şimdi müdür bey beyanında, "Bu işi yapamayacağını" söylemiş. Bu adam nasıl bunu söyler?
İl Müdür Yardımcısıyken bunun sorumlusuydu. Nasıl yapamazmış? Mahkeme dönüşü Yaşar Beyi çağırıp onunla çalışmak istemediğini söylemiş. Yaşar Bey de kavga etmemek için "ne yapacağım" dedi. "Sen burada otur ve görevi diğer arkadaş yapacak sen imza atacaksın" dendi. Bu bir hakaret. Bu bir mobbing!.. Odasını bile vermemişler.
O odaya 3 müdür yardımcısı bilerek çağırılır mı? Çünkü onlar tanık olacak. Eğer Yaşar Seyis bir hata ederse Yaşar Seyis aleyhine tutanak tutulacak. Makam bir şey yaparsa şahitlik yapmayacaklar.
Yaşar Bey yaşlı bir insan. Orda Allah göstermesin ölebilirdi de. O adama bir hakaret edildi ki o adam orada yığılıp kaldı. 10 dakika nefes alamamış ve müdür yardımcıları korkudan müdahale etmemiş diyorlar.
Ben şimdi bunları dile getirdiğim için olayı Erol Sayın kişiselleştirdi diyeceklerdir. Beni AK Parti düşmanı olarak gösteriyor. Ben de AK Parti döneminde bürokratlık yaptım.
Ben de AK Parti döneminin bürokratıyım. Böyle bir durum söz konusu değil" dedi. Son dönemde yaşananlar daha önce de yaşanmıştı. Son olarak basına yansıyan olaylar malumun ilanı olmuştur.