Kalyoncu, ÇAYKUR’un bir KİT olduğunu hatırlatarak, kurumun herhangi bir siyasi partinin ya da iktidarın tasarruf alanı olmadığını vurguladı.
ÇAYKUR’un binlerce işçinin emeğiyle ayakta duran, yüz binlerce çay üreticisinin geçim kaynağı olan stratejik bir kamu kurumu olduğunu ifade eden Kalyoncu, “ÇAYKUR bu ülkenin ortak değeridir. Ne bir partinin mülküdür ne de seçim hesaplarına kurban edilecek bir yapıdadır. Kurumun geleceği siyasi talimatlarla, günübirlik kararlarla belirlenemez” dedi.
“SİYASİ BASKILAR DOĞRUDAN EMEKÇİYİ HEDEF ALIYOR”
Açıklamasında, ÇAYKUR üzerinde kurulan siyasi baskıların en başta emekçileri hedef aldığını dile getiren Kalyoncu, iş güvencesinin, alın terinin karşılığının ve çalışma barışının her geçen gün daha fazla zedelendiğini belirtti. KİT’lerin temel amacının kâr değil kamu yararı olduğuna dikkat çeken Kalyoncu, “ÇAYKUR’u bir ticari şirket gibi hatta daha da vahimi bir siyasi aparat gibi yönetmek; işçiyi güvencesizliğe, üreticiyi yoksulluğa, kurumu ise çöküşe sürükler” ifadelerini kullandı.
“SENDİKALAR BASKI ALTINA ALINAMAZ”
Sendikaların emeğin örgütlü gücü olduğunu vurgulayan Kalyoncu, ÇAYKUR işçisinin sendikal mücadelesinin yalnızca ücret pazarlığı olmadığını, aynı zamanda adalet, eşitlik ve insanca çalışma koşulları mücadelesi olduğunu söyledi. Siyasi iktidarların sendikaları baskı altına alma ya da yandaşlaştırma girişimlerini sert bir dille eleştiren Kalyoncu, “ÇAYKUR işçisinin hangi sendikada örgütleneceğine siyasiler değil, işçilerin kendisi karar verir. Bu anayasal bir haktır ve tartışmaya kapalıdır” dedi.
“YANLIŞ KARARLAR SOFRAYA DOĞRUDAN YANSIYOR”
ÇAYKUR’da alınan her yanlış kararın vardiyada çalışan işçinin sofrasına, mevsimlik emekçinin umuduna ve kadrolu çalışanın geleceğine doğrudan etki ettiğini belirten Kalyoncu; alım politikaları, istihdam planlaması, özelleştirme tartışmaları ve taşeronlaştırma gibi konuların mutlaka emek cephesinden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. “İşçiyi yok sayan hiçbir politika sürdürülebilir değildir” dedi.
“ÇAYKUR LİYAKATLE YÖNETİLMELİDİR”
Açıklamasının sonunda net mesajlar veren Kalyoncu, ÇAYKUR’un siyaset üstü bir kamu kurumu olduğunu yineleyerek şunları söyledi:
“ÇAYKUR talimatla değil, liyakatle yönetilmelidir. İşçiler tehdit edilerek, sendikalar baskılanarak, kamuoyu susturularak bu kurum yönetilemez. Emekçinin söz sahibi olmadığı bir ÇAYKUR, halkın ÇAYKUR’u olmaktan çıkar.”
İYİ Parti Rize İl Başkan Yardımcısı Ali Kalyoncu, ÇAYKUR işçisinin yalnız olmadığını vurgulayarak, “Sendikal mücadele meşrudur, haklıdır. Bu mücadelenin karşısında durmak, emeğin karşısında durmaktır. ÇAYKUR satılık değildir, susturulamaz ve siyasetin oyuncağı yapılamaz” sözleriyle açıklamasını tamamladı.