Rize’nin Anzer Yaylası’nda üretilen ve coğrafi işaretli “Anzer Balı”, her geçen gün tartışmaların odağı haline geliyor. Eşsiz aroması ve doğallığıyla bilinen bal, sahtecilik, kayırmacılık ve çeteleşme iddialarıyla artık sadece kulislerde değil, sokaklarda da konuşuluyor.
Devlet Kurumları ve Bilim Arasındaki Sınır Belirsizliği
Tarım İl Müdürlüğü, üniversite laboratuvarları ve kooperatifler arasındaki ilişkiler, “bilim mi, ahbap-çavuş düzeni mi?” sorusunu gündeme taşıdı. Hacettepe Üniversitesi gibi güvenilir kurumlarda yapılan bal tahlilleri, bazı üreticiler tarafından objektif bulunmuyor. Üretici isimlerinin numunelerde açık yazılması, numaralandırma sisteminden vazgeçilmesi de tartışmaları alevlendirdi.
Gerçek Üretici İsyanda
Pazarlarda karşılaşılan işporta Anzer Balı, emeğiyle geçinen arıcıları iflasın eşiğine sürüklüyor. Üreticiler, devlet desteklerinin ve kooperatif sisteminin “kadın emeği” adına değil, belirli çıkar grupları için kullanıldığını iddia ediyor.
Cevap Bekleyen Sorular Uzun Liste
Tarım İl Müdürlüğü’nde üreticilerle yetkililer arasında kavga yaşandı mı ve neden gizlendi?
Bal tahlilleri bilimsel kriterlere göre mi yapıldı, yoksa kişilere göre mi sonuçlandı?
Kooperatif yöneticileri ile personel arasındaki akrabalık ilişkileri hangi sınırları aştı?
Sahte Anzer Balı pazara kimler tarafından sürüldü ve kimler korudu?
Referans kovanlar gerçekten güvence sağladı mı, yoksa sahteciliğe kalkan mı oldu?
Kadın emeği kooperatifleri gerçekten kadınların mı kontrolünde?
Cevap bekleyen onlarca soru, görmezden gelinen iddialar ve susturulmaya çalışılan üreticiler, Anzer Balı’nın güvenilirliğini tehdit ediyor.
Anzer Balı’nın Geleceği Tehlikede
Doğal aromasıyla bilinen Anzer Balı, sadece tat olarak değil, üreticinin emeği ve güvenilirliği açısından da “acı” günler yaşıyor. Uzmanlar ve üreticiler, hesap sorulmadan ve şeffaflık sağlanmadan bu krizden çıkmanın mümkün olmadığını vurguluyor.