Atan, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Kıymetli aileler, sevgili Artvinliler… Tam 26 hafta oldu. Aile Dayanışma Ağı çatısı altında haksız ve hukuksuz bir sürece maruz kalan aileler her cuma Saraçhane’de bir araya geliyor. Yaşadıkları adaletsizlikleri ve acıları paylaşarak dayanışmayı büyütüyor, birbirlerine güç veriyorlar.”
Bir yıldır birçok ailenin büyük bir özlem ve acı yaşadığını dile getiren Atan, 19 Mart tutsaklarının ailelerinin adaletsizliğe karşı seslerini yükselttiğini belirtti.
Atan, Türkiye’nin 81 ilinde yapılan basın açıklamalarıyla aynı çağrının dile getirildiğini vurgulayarak, “Yaşanan bu büyük haksızlığa yalnızca Saraçhane’den değil, Türkiye’nin dört bir yanından aynı haykırış yükseliyor: Bu hukuksuzluk son bulsun. Bu bir adalet ve hürriyet meselesidir. Bu bir memleket meselesidir” dedi.
“İnandık ve başaracağız. Her şey çok güzel olacak”
Açıklamanın devamında, tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri Cezaevi’nden gönderdiği mektup da kamuoyuyla paylaşıldı.
Mektubunda yol arkadaşlarına ve ailelerine hitap eden İmamoğlu'nun mektubu şöyle:
“Değerli yol arkadaşlarım, Yol arkadaşlarımın çok kıymetli aileleri, benim değerli kardeşlerim...
Her birinizi sevgiyle, dostlukla, hasretle kucaklıyorum.
Bizlere karşı, eşi benzeri görülmemiş zalimlikte bir siyasi operasyon yürütülmesinin bir yılı doluyor.
Bu bir yılda vicdanını kaybetmiş kötü bir aklın ürünü olan, iftiralarla dolu soruşturmaların, haksız davaların ardı arkası kesilmedi.
Dur durak bilmeyen bu büyük kötülük, şimdi de kirli yüzünü, kıymetli başkanım, Bolu'nun değerli insanı Tanju Özcan'ı tutuklayarak gösterdi. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin, milletin dertlerine derman olan icraatlarını içine sindiremeyen bir avuç insanın ne söylediğinin hiçbir önemi yoktur. Tanju Özcan Bolu'nun gururudur.
İftiralarla, şantajlarla, kumpaslarla, anneler çocuklarından, babalar oğullarından ayrı kaldı. Geçen bir yılda çocuklarımız bir yaş daha büyüdü.
Bizleri siyasi esaret altına alanların yeni bir kumpası da 9 Mart'ta başlıyor.
Önümüzdeki günlerde dava dedikleri, mahkeme dedikleri yazanı, yöneteni belli bir müsamere sergileyecekler.
Benim yol arkadaşlarımın her biri iyi yetişmiş, ülkesini ve milletini seven, millete hizmet aşkıyla dolu, sorumluluklarını her koşulda en iyi biçimde yerine getirmeye çalışan yurtseverlerdir. Tüm Cumhuriyet Halk partililer böyledir.
Dürüsttürler, çalışkandırlar.
Onların; şehirlerimizin, ülkemizin bugününe ve geleceğine ilişkin yaptıkları katkılar çok önemli, çok değerlidir. Her birinden en az kendimden emin olduğum kadar eminim. O nedenle içiniz ferah, moraliniz yüksek olsun.
Bizim tek davamız bu ülkedir, bu millettir. Bizi zindanda tutmalarının en büyük sebebi de budur.
Bu vatana hizmet ettiğimiz, 86 milyonu ayırmadığımız, hiçbir çocuk yatağa aç girmesin diye çabaladığımız için bizi karalamaya çalışıyorlar.
Bu mübarek günlerde ailelerimizden uzak kalmak, sevdiklerimizle birlikte iftar edip sahura kalkamamak hepimizi derinden yaralıyor. Ama mücadelemiz Hakk'ın ve halkın rızası içindir.
Aramıza bu duvarları örenler, bu parmaklıkları dikenler yılacağımızı ve geri adım atacağımızı sanıyor olabilirler.
Yanılıyorlar. Gösterdiğiniz dirayet 12 metrekarelik hücremde bana yaşama sevinci veriyor.
Bu onurlu dayanışmanız, bu cesur mücadeleniz benimle aynı kaderi paylaşan çalışma arkadaşlarımın, demokrasi tutsaklarının direnme arzusunu körüklüyor.
Hukuksuzluğun hükmü elbette sona erecek.Tutuklamayı keyfi bir cezalandırma yöntemine dönüştürenler kaybedecek.
Çünkü karşılarında sizler varsınız. Hayatını bu vatana adamış, dürüst, yurtsever, cumhuriyet aşkıyla dolu kadınlar, erkekler, gençler var. Güzel yüzlü çocuklar var.
Bize cesaretinizle, mücadelenizle, dayanışmanızla umut oluyor, güç veriyorsunuz. Bu zor günleri ele ele, kol kola omuz omuza aşacağız. Kurulan oyunları, kumpasları birlikte bozacağız.
İnandık ve başaracağız. Her şey çok güzel olacak.”