Kösoğlu, 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü olmadığını belirterek, kadınların sömürüye, eşitsizliğe, şiddete ve ayrımcılığa karşı hakları için mücadele ettiği tarihsel bir gün olduğunu ifade etti. Dünyanın birçok yerinde savaşların ve çatışmaların en ağır yükünü kadınların taşıdığını dile getiren Kösoğlu, savaşların yaşamları yıktığını, yoksulluğu derinleştirdiğini ve kadınların hayatını daha da güvencesiz hale getirdiğini söyledi.
Başta İran ve Filistin olmak üzere savaş ve işgal koşullarında yaşam mücadelesi veren kadınlarla dayanışma içinde olduklarını vurgulayan Kösoğlu, dünyanın dört bir yanında kadınların eşit ve özgür bir yaşam için seslerini yükselttiğini kaydetti.
Türkiye’de kadınların çalışma hayatında ciddi eşitsizliklerle karşı karşıya olduğunu belirten Kösoğlu, kadın istihdam oranının erkeklere kıyasla oldukça düşük olduğunu ifade etti. Türkiye’de her 10 kadından yalnızca 3’ünün istihdamda yer aldığını dile getiren Kösoğlu, kadınların daha düşük ücretlerle ve daha güvencesiz koşullarda çalıştırıldığını söyledi.
Kadın emeğinin sistematik biçimde değersizleştirildiğini ifade eden Kösoğlu, eşdeğer işe eşit ücret talebinin hâlâ en temel taleplerden biri olduğunu belirtti. Kadınların aynı nitelik ve sorumluluk düzeyindeki işleri yapmalarına rağmen erkeklerden daha düşük ücret almasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Açıklamasında ev içi ve bakım emeğine de değinen Kösoğlu, bu yükün kadınların “doğal görevi” gibi gösterildiğini belirterek kreş, yaşlı ve hasta bakım hizmetlerinin kamusal olarak desteklenmesi gerektiğini söyledi. Ücretsiz ve nitelikli kreşlerin yaygınlaştırılması ile bakım hizmetlerinin kamusal bir sorumluluk olarak ele alınmasının toplumsal cinsiyet eşitliği için önemli olduğunu ifade etti.
Kadınların örgütlenmesinin eşitlik mücadelesinin en önemli araçlarından biri olduğunu dile getiren Kösoğlu, sendikalaşma oranlarının düşük olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de her 10 kadın işçiden yalnızca birinin sendika üyesi olduğunu belirten Kösoğlu, kadınların işyerlerinde ve toplumun her alanında örgütlenmesi gerektiğini vurguladı.
Kösoğlu açıklamasında ayrıca İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın etkin biçimde uygulanması, ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından onaylanması, kadın cinayetlerinde iyi hal ve tahrik indirimi uygulamalarından vazgeçilmesi ve kadınlar için güvenceli istihdam olanaklarının artırılması gerektiğini ifade etti.
DİSK’li kadınlar olarak eşitlik, özgürlük ve şiddetsiz bir yaşam için mücadele etmeye devam edeceklerini belirten Kösoğlu, “Haklarımızı geri alacağız. Eşdeğer işe eşit ücret için, güvenceli çalışma için, kamusal kreşler için ve şiddetsiz bir yaşam için örgütleneceğiz. Çünkü biliyoruz ki bu düzen değişmeden eşitlik gelmez ve bu düzeni değiştirecek olan örgütlü kadınlardır” ifadelerini kullandı.